Jaeger-LeCoultre, yeni Global Marka Elçisi olarak Robert Pattinson‘ı duyurdu. Christopher Nolan’ın The Odyssey, Matt Reeves’in The Batman ve Denis Villeneuve’ün gelecek yıl vizyona girecek Dune: Part Three‘sinde sahne alan oyuncu, markanın “sessiz ustalık ve rafine sofistikasyon” değerlerine tam oturuyor.

Hikayenin başlangıcı klasik bir tesadüf. Pattinson, Oscar töreni için saat seçerken pembe altın Master Control‘ü keşfetmiş ve satın almak istediğini anında dile getirmiş. Marka sonrasında iş birliği önerdiğinde ise oyuncunun cevabı çok net olmuş: “evet”. Kendi ifadesiyle marka ekibiyle tanışması kararı mühürlemiş — tıpkı Dior ile olan iş birliğinde olduğu gibi.

Aslında Pattinson’ın saatlerle ilişkisi çok daha eskiye dayanıyor. Genç yaşta annesinin Reverso’sunu gizlice takıyormuş — “onu taktığım için epey başım derde girdi” diyor. Modelin ultra-ince tasarımını ve az laf eden zarafetini seviyor; kırmızı halıda o meşhur “watch pose”u utanmadan yapabildiği bir model olduğunu vurguluyor. İlk kendi saati ise 1970’ler ya da 80’lerden bir vintage Star Wars saat — çocukluğunda komşusu olan bir Star Wars yapımcısından hediye. Hâlâ ona ait.

Zaman yönetimi konusunda ideal saatini şöyle tarif ediyor: sabahın erken bir saati, sessiz bir kafede gazete okumak ve düşünmek. Bu ritüeli her gün tekrarlamaya çalıştığını söylüyor. Bir de Death Grips üyesinden aldığı bir cümleyi taşıyor: “Hiç eksi yoktur, her şey bir eklemedir.” Pattinson’ın kendi cümlesiyle: “Harika bir saat sadece hassasiyet meselesi değildir — karakter, zanaat ve nasıl yapıldığına dair hikayedir.”

Reverso’nun ince zarafeti mi, Master Control’ün klasik havası mı — sizin bileğinize hangisi daha yakın? ⌚