“Gallery Dept.’te yaptığımız şeyi bir giyim markasından fazlası olarak düşünüyorum. Sadece kıyafet yapıyor olmamız tesadüf.” — Bu, Gallery Dept. kurucusu Josué Thomas‘ın kendine ve kurduğu evrene bakışını en net özetleyen cümle. Tasarımcı mı sanatçı mı diye sorulduğunda tereddütsüz: “Artist-first. 100% artist-first.”

Gallery Dept x ComplexCon 2026: LA'e Dönüş

Thomas ile Los Angeles Fairfax Avenue’daki mağazadan birkaç blok ötede, kendi özel kafe/kreatif alanı Le Bar‘da buluştuk. Mekan sanatçıların ve kreatiflerin müzik yaptığı, listening party düzenlediği bir buluşma noktası. Duvarlarda posterler, sanat eserleri, Thomas’ın kişisel arşivinden parçalar. Yani üretim ve kültürün aynı odada yaşadığı bir yer.

Gallery Dept.’in başlangıcı da bu DNA’yla uyumlu. Thomas, ebeveynlerinin dolabındaki vintage parçalara olan tutkusundan, geniş çaplı resell ekonomisi patlamadan çok önce başladı işe. Bulduklarını değiştirdi — en meşhuru Carhartt workwear pantolonlarını parçalayıp signature Flair jeans‘e dönüştürmesi. Drake, Migos, LeBron gibi isimlerin desteğiyle bu parçalar modern hip-hop üniformasının bir parçası oldu.

Marka aslında 2023’te ComplexCon’a Asics ile çıkmıştı ama Thomas o sırada Paris’teydi. Bu yıl farklı — kurucu ilk kez sahada. Hem de ComplexCon’un LA’e döndüğü yılda, hem de fuarın 10. yıldönümünde. Gallery Dept. ise 2027’de kendi 10. yılına yaklaşıyor. Booth’un konsepti hâlâ sır ama Thomas’ın kafasındaki ana fikir çok net: “kim sahiptir kültüre?”. Bootleg Gallery Dept. alanları bile “topluluğun parçası” olarak görüyor.

Sizce marka olmak “kültüre sahip olmak” mı, kültüre hizmet etmek mi? 🎨